Diyette serbest içecekler

Çay ve kahve kesinlikle yasaktır. Her türlü alkol de keza Öyle yasaktır. Bunun en baş sebebi içerdikleri kafeindir. Alkol ve kafeinler, pankreası uyarıcı etkiye sahiptir. Boş yere pankreası uyarıp insülin salgılanmasına sebep olurlar. Bu ise kanda bulunan şekerin düşmesine, elbette konumuzla ilgisi yönünden kandaki şekerin yağa çevrilip stoklanmasına sebebiyet verirler.

Burada belirtmeden geçemeyeceğim. Ülkemizdeki çay içme alışkanlığı, birçok yanlış sözde şifa bilgileri ile had safhadadır. Birçok insan çayın zayıflattığını, yağlan erittiğini bile düşünür. Halbuki özellikle koyu çaylar burada anlattığım gibi durduğu yerde insanı şişmanlatmaktadır.

İsteyen kendini denesin, yemekten sonra çay içmesinler. Şişkinlikleri olmadığını göreceklerdir.

Yemekten sonra içilen çay ve kahvenin hazmettirdiğine inanılır. Oysa insülin salgılanması olduğundan insan bir an açlık hissine kapılır, yani bu olay hazımla ilgili değil insülin salgılanmasıdır ve elbette şişmanlama habercisidir. Çayda benim bildiğim tek faydalı şey, manganez mevcuttur, ama bunu gerektiği kadar her şeyden sağlamaktayız. Şahsen ben çayın başka bir yararını bulamadım. Her şeye rağmen “çok tiryakiyim, bırakamam” diyorsanız, şekersiz ve abdest suyu cinsinden çok açık ve az içebilirsiniz. Yine çok kahve seviyorsanız, şekersiz ve kahvesi çok az katılmış, kafeinsiz kahve içebilirsiniz, tabii ki az miktarda.

Yine içecek konusu gelmişken söyleyelim; bazı diyetlerde yemekten önce çok su veya ortasında çok su gibi bazı yanlışlıklar mevcuttur. Ne yemekten önce, ne ortası, ne de sonrası su iyi değildir. Çünkü mide asitleri seyreleceğinden hazım güçlüğü yaşanır. Bu nedenle yemek üstüne sıvılar çok az içilmeli, mide bir iki saat sonra yükü azaldığında ve tam bu sırada metabolizmanın ihtiyaç duyduğu sırada alınmalıdır.
Deneyin, çok rahat edeceksiniz. Bu aynı zamanda abur cubur atıştırmaları da bertaraf edip su içilmesini sağlayacaktır. Bu arada diyeti bırakıp başka konulara da değiniyorum, ancak bunlar da diyetin sağlıklı uygulanması açısından elzemdir.

Sütte ve yoğurtta, ayranda yüksek oranda karbonhidrat olduğundan bu bölümde onlar da yasaklar arasındadır.

Kısaca hiç karbonhidrat yani şeker içermeyen ıhlamur, ada çayı, kuşburnu gibi tabii bitki
çayları içilebilir. Artık neyi severseniz.

Hiçbir meyve suyuna yer yoktur. Sadece su ve tabii aromasız maden sulan içilebilir.

Detoks

Çoğu insan için detoks sözcüğü alkol ve uyuşturucuyu çağrıştırmaktadır, ancak detoksifikasyon doğal bir süreçtir. Aslında, içsel detoksifikasyon vücudunuzun en temel otomatik işlevlerinden biridir. Kalbiniz durmadan çarparken ve ciğerleriniz sürekli nefes alıp verirken, metabolik süreçler toksinlere maruz kalıp durmaktadır. Siz toksinlerinizi karaciğer, böbrekler, kolon, akciğerler, lenf ve cilt yoluyla atarsınız. Örneğin, bir fincan kahve içtiğinizde, karaciğeriniz kafeini daha zararsız bir maddeye dönüştürür ve ordan sonra bu madde idrara karışır.

Mükemmel bir detoks programı doğal arınma sistemlerinizi harekete geçirir ve vücudunuzu içindeki kimyasallardan ve toksinlerden kurtulması için cesaretlendirir. Yanlış beslenme alışkanlıkları, kirlilik, çevresel kimyasallar, hormonlar ve olağan şüpheliler -sigara, uyuşturucu, alkol ve kafein- sağlıklı bir yaşam için belli bir düzene oturtulmalıdır.

Detoksifikasyon programı vücudunuzun doğal temizliğini şu şekilde sağlar:
• organlarınızı dinlendirir (özellikle de çok yorulmuş olan sindirin sisteminizi)
• karaciğerinizi toksinlerin atımı konusunda harekete geçirir
• bağırsak, böbrek ve cilt yoluyla toksinlerden arınmayı hızlandırır
• dolaşımı hızlandırır
• vücudunuzu sağlıklı besinlerle doldurur.

Güzelliğe faydaları
Üç günlük detoks programıyla aşağıdakilere sahip olacaksınız:
• Cildiniz dinlenmiş, yenilenmiş ve canlanmış görünecek
• Cildinizin doğal parlaklığı, kılcal damar dolaşımı ve lenfatik drenajın artmasıyla geri gelecek
• Cilt kızarıklıkları, lekeler ve noktalar kaybolacak.
• Gözlerinizin akı daha da beyaz olacak
• Gözlerinizin etrafındaki koyu renk halkalar yok olacak.
• Cilt dokunuz daha pürüzsüz ve yumuşak olacak.
• İnce çizgiler daha az görünür olacak.

Detoksun diğer yararları
Bir detoks programından başka ne alabilirsiniz? Vücudunuzda biriken pislikten kurtulabilirsiniz, selülit oluşumunu önleyebilirsiniz, kaslarınız sıkılaşır ve hem cildiniz hem de vücudunuz sağlığına kavuşur. Sindirim sisteminizi temizler, vücudunuzun asit-alkalin dengesini yeniden sağlar ve organlarınızın işlevlerini daha iyi yapmasını sağlar. Detoks aynı zamanda uzun süreli değişiklikler yapmak üzere yaşam tarzınıza ve yediklerinize de şöyle bir dönüp bakmanıza sebep olur. Kısacası, detoksifikasyon sizin kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak her şeyi verecektir.

Neden detoks ?
Detoks yeni bir şey değildir. Hızlandırma -bir tür detoksifikasyon-tıptaki en eski terapötik uygulamalardan biridir. Antik Yunanların Batı tıbbının babası olarak adlandırdığı Hippocrates, hızlandırmanın sağlık getiren bir şey olduğunu söylemiştir. Binlerce yıldır Hindistan’da kullanılan Ayurvedik tıp da, hastalıkları önlemek ve pek çok kronik duruma müdahale etmek için detoksifikasyonu kullanmaktadır.

Toksin, vücudunuza zarar veren ve çeşitli etkilerde bulunan maddelere verilen isimdir. Toksisitenin bir sebebi çevresel toksinlerdir. Metabolik atıkların ve toksinlerin vücudumuza kolayca girebildiği, ama aynı şekilde çıkamadığı toksik bir ormanda yaşıyoruz. Sadece Birleşik Devletler kimya sanayi her yıl her bir Amerikalı başına 400 kilo kimyasal üretiyor ve atıyor. Bunların hepsinin sonu ülkenin suları, gıda zinciri, atmosferi ve sonunda da tüm nüfusunun vücutları oluyor. Amerikan tarımında bir kişinin yiyeceğinde her yıl ortalama 4.5 kilo tarım ilacı kullanılıyor! Avustralya’da da durum bundan pek farklı değil.

Fazlasıyla işlenmiş gıdalardan oluşan ya da dengesiz diyetler sindirim sisteminizi kötü etkiler. Toksinlerden tek etkilenen yer sindirim sisteminiz değildir. “Kötü” yağlar, alkol, kafein ve şekerin içinde bulunduğu diyetler karaciğerinizi yorar. Yediğimiz hayvanlara verilen hormonlar ve antibiyotikler, koruyucular, gıda boyaları, işlenmiş su ve gıdalar tam birer toksik yüküdür. Uzun süren zihinsel stres ve kötü duygular da bunu içeriden tetikler. Yetersiz egzersiz de buna tuz-biber olur. Vücudun doğal oksijen döngüsüyle arınması egzersize bağlıdır.

Vücudunuzun kendini koruyucu önlemleri vardır. Bu tehlikeli toksinleri mukus ya da yağ ile kuşatır ve bağışıklık sistemine zarar vermesini önlemeye çalışır. Bu başlı başına diyetinizi ve vücudunuzu yağdan uzak tutmanızı gerektirmektedir: bazı insanların toksik asitleriyle baş etmek için altı kilo yağ depo ettiklerine inanılmaktadır.

Böbrek ve bağırsaklarınızın yanında, cildiniz de detoksifikasyonda önemli rol oynar. Eğer kolonunuz toksinlerle dolarsa, karaciğeriniz görevini gerektiği yapamaz. Atamadığı toksinleri de akne, sivilce gibi şeylerle dışa vurur. Bu tür cilt bozuklukları atılamayan toksinlerle oluşmaktadır.

Detoks diyetleri
Çok sayıda detoks diyeti vardır, ancak hangisini seçerseniz seçin, aşağıdaki üç ana elementi izlemelisiniz:
• arınma
• yeniden yapılanma
• olanı koruma

Arınmak için çeşitli sıvı detokslarını uygulayabilir ya da kırmızı et, şeker, tuz, işlenmiş gıdalar, alkol, kafein gibi yiyecek ve maddelerden uzak durabilirsiniz. Detoksifikasyonun ikinci adımı sisteminizi yavaş yavaş yeniden kurmaktır. Üçüncü aşama da diyetinizde yaptığınız pozitif değişiklikleri kalıcı kılmaktır. Bu son aşama sizin 30 Günlük Mükemmel Cilt programınızdır.

Neden su değil ?
Bazı detoks diyetleri sadece sıvılardan oluşmaktadır. Birkaç gün hiç katı yiyecek tüketmemek ilginç bir deneyim olabilir! Geleneksel detoks dendiğinde akla ilk gelen sudur; ama günümüzde taze meyve-sebze suları da kullanılıyor. Taze meyve-sebze suları hücrelerinizi ve dokularınızı yeniler, vücudunuzu derinlemesine arındırır ve vücudunuzda biriken atıkların sudan daha etkili bir şekilde atılmasını sağlar. Taze meyve-sebze sularının sindirimi de kolaydır: hiçbir çaba sarf etmeden kana karışır ve detoksifikasyon sürecinizi bozmaz. Sebze-meyve suları aynı zamanda alkalize edici bir Özelliğe sahiptir. Böylelikle ürik asidi ve diğer inorganik asitleri sudan daha iyi nötralize eder. Sudan daha iyi bir arınma sağlar. Suyla yapılan detoksta vücut enerjiye ihtiyaç duyduğunda elindekilerle yetinmek zorunda kalır. Bu da metabolizmayı yavaşlatır. Ancak meyve-sebze sularında durum aynı değildir.

Suyla yapılan detoks, vücudu zorladığı için genellikle önerilmiyor. Bazen suyla yapılan detoksun fiziksel ve duygusal etkileri insanların iyileşme süreçlerini bile uzatıyor. Çok miktarda çevresel toksinle kuşatılmış halde yaşadığımız şu günlerde, bunu yapmak tehlikeli bile olabilir. Çünkü çoğu toksin yağda çözülebilir niteliktedir ve yağ hücrelerinde depo edilir. Bu gömülü atıklar ve kimyasallar sizin dolaşım kanallarınıza hızla karışabilir. Hücreleriniz yağ yakmaya başladığında, aynı zamanda içlerinde barındırdıkları bu toksik atıkları da dışarı çıkarmış olurlar. Kandaki toksin seviyesi yükseldiğinde, dokularınızda ciddi bir tahribat olacak demektir. Kimyasallar kanınızda dolaştığı sürece vücudunuz tekrar tekrar zehirlenir.

Ciltte oluşan bozukluklardan detoksla kurtulun
Mükemmel bir detoks, ciltte harikalar yaratabilir. Beslenme uzmanları yıllardır cilt tedavilerinde arınma diyetlerini ve detoks programlarını kullanmaktadır. Bunun sebebi, yanlış detoksifikasyonun, çok fazla toksinin ve yorgun karaciğerin akne, sedef, egzama, kepek, selülit, uçuk, cilt kuruluğu, impetigo (okul yaraları), vitiligo* ve siğil gibi pek çok cilt hastalığının nedeni olmasıdır.

Sindirim bozukluğu ve alerjiler de bunları tetiklemektedir. Karaciğerde işlev bozukluğu da alerjik cilt rahatsızlıklarına sebebiyet verebilir. Detoksifikasyonu ve sindirimi optimum düzeyde tutmak ve ununla beraber olası alerjileri de göz önünde bulundurmak, bir sürü yan etkisi olan ilaçları kullanmaya gerek kalmadan cildi güzelleştirebilmektedir. Yukarıda geçen cilt rahatsızlıklarından şikayetçiyseniz, bir sağlık uzmanı kontrolünde yapacağınız detoksun büyük faydasını göreceksiniz. Eğer alerjiden şüpheleniyorsanız, yine bir uzman gözetiminde diyetinize düzenlemeler getirin.

Mükemmel cilt için detoksifikasyon
Kapsamlı araştırmalar, müşteri geri bildirimleri ve kişisel deneyimlerin sonucu, besin destekleriyle yürütülen kısa süreli -3-7 gün- sıvı ile arınma süreci, toksinlerin vücuttan atılması için uygulanacak en iyi yöntemdir. Daha kısa sürede de pek çok toksinden arınabilirsiniz, ancak asıl değişiklikleri üç gün sonra görmeye başlarsınız. Program taze meyve-sebze sularından, çiğ ya da buharda hafif pişmiş nişasta-sız, düşük Gl değerli sebzelerden, günde en az sekiz bardak arıtılmış ya da mineral sudan, bitki çaylarından, sebze suyundan ve detoksifikasyona yardımcı olacak protein tozundan oluşmaktadır. Yani aslında o kadar da aç kalmayacaksınız.

3-7- günlük detoks, bütün vücut isteminizi temizler, hücrelerinize hapsolmuş besin dışı atıkları ve inorganik mineral depolarını yok eder. Mükemmel Cilt programınız için de iyi bir başlangıç olur. Kısa süreli detoks bile bol miktarda toksinden arınmanızı sağlayacaktır. Kontrol altında ve klinik ortamında olmadığı sürece, ben yedi günden fazlasını önermiyorum.

Ancak kendinizi hazırlayın! Detoksunuzun ilk iki gününde kendinizi pek de hoş hissetmeyebilirsiniz! Kısa süreli baş ağrıları, halsizlik, baş dönmesi, vücut kokusu, ağız kokusu, dil kuruması,, ishal ve hatta uçuk gibi şikayetleriniz olursa, vücudunuzun kendi kendini arındırmaya başladığını anlayacaksınız. Bu süre içinde sindiriminiz de düzene girecek. İlk birkaç gün cildinizde bazı bozukluklar görebilirsiniz. Eğer toksinleri fazla hızlı atarsanız, cildinizde yaşayacağınız sorunlar daha büyük olur. Benim önerdiğim detoks programının kolaylaştırılmış olmasının sebebi de budur.

Şimdi bir de sindirim sisteminizi ve karaciğerinizi kontrol edin. Sonra da detoks programının size uygun olup olmadığına bakalım

Formunuzu yukarı çıkarın

Yeni bir seviyeye çıkmak için merdivenleri kullanmak her zaman en iyi seçenektir. Los Angeles’ta antrenörlük yapan Jeanette Soloma yokuşlar, standart zemin egzersizlerinin aksine; vücudun alt kısmındaki kaslarını çalıştırır ve dengeyi düzenler diyor. Isınmak için 2 dakika boyunca merdivenlerden inip çıkın.

Sonra aşağıdaki 4 egzersizin her bir setini, hiç ara vermeden; bir setten diğerine geçerek, uygulayın. Bu egzersizleri, arka arkaya olmamak koşuluyla haftada iki gün yapmaya çalışın.

Sağa-sola çökme (Side squat)

Bu hareket; göbeği, sırtı, diz bağlarını, basenlerin iç kısmını, baldırları ve kasları çalıştırır.

Vücudunuzun sol tarafı merdivene dönük iken en alttaki basamaktan bir adım geride durun. Sol ayağınızı, ikinci basamağa yerleştirin. Kollarınızı başınızın üzerine kaldırın ve sol bacağınızı düzleştirin. Böylece sağ bacağınız yerden kalkacak ve sol bacağınız üzerinde dengede kalacaksınız. 1 saniye bekleyin ve sağ bacağınızı yere indirin. Sonra sol bacağınızla yere basın. Bu bir settir. Bu hareketi 12-16 kez yapın. Daha sonra diğer bacağınızla aynı hareketi tekrarlayın.

Büyük sonuçlar

Bir şarkıyı sürekli dinlediğinizde o şarkı favori parçanız olsa bile, bir süre sonra sıkılmaya başlarsınız. Aslında bu rutin vücudunuz için de geçerlidir. Sürekli aynı hareketleri tekrarlarsanız, kaslarınız bu duruma alışacak ve bir süre sonra kas gelişimi yavaşlayacaktır. Daha da fazlası, aynı hareketi tekrarlamaktan kaynaklanan incinmelerle karşı karşıya kalma riski artacaktır.

Bu yüzden egzersiz programımızı rutinleştirmemden kas gelişimini nasıl sağlayacağınız hakkında, farklı kas gruplarını çalıştırmayı hedefleyen Results Fitness, Sanra Clarita, California Yöneticisi Rachel Cosgrove’a danıştık. Rutin olarak yaptığınız egzersiz programı ile farklı kas gruplarına yönelik fitness çalışmasını bire bir yürüterek elde edeceğiniz sonuçlar sizi bile şaşırtacak.

Yeni yıla formda girin

Natalie Portman’nın antrenörü Juliet Kaska’nın hazırladığı 30 dakikalık egzersiz rutini sayesinde vücudunuz hızla forma girecek.

Kendinize biraz vakit ayırıp yapacağınız bu egzersizler sayesinde 2009′a harika bir vücutla gireceksiniz!

Vücudunuzun tamamını 3 haftada şekle sokun!
Kış mevsiminde egzersiz yapmak için kendinizi motive etmek çok zordur. İhtiyacınız olan kısa sürede sonuç verecek, eğlenceli bir egzersiz programı.

KUVVETLENDİRİCİ HAREKETLER
Hareketlerin tekrarını saymayın. 60 saniye içinde yapabildiğiniz kadar çok hareketi tekrarlayın. Bütün programı haftada üç kez, üçer set yapın!

KARDİYO
Kuvvetlendirici hareketlere başlamadan önce 5 dakika kardiyo yaparak kalbinizin atış hızını artırın. Bir dakika boyunca yapın.

Harika karın kasları için yemek

Çelik gibi karın kasları olan bir kadın görmek; açlıktan öldüren diyetleri kamufle etmeyi ve iş yasalarını ihlal edecek derecede zaman alan bir egzersiz programını aklınıza getirebilir. Fakat Men’s Health editörlerinin (suç ve şişmanlıkla mücadelede ortaklarımız) çıkardığı Abs Diet for Women adlı yepyeni kitaba göre; Shakira’nınki gibi baklava dilimli karın kaslarına sahip olmak için sancılar çekmeniz veya Photoshop programını bilmeniz gerekmez. Kitaba şöyle bir baktığımızda, bu kitabın metabolizmanızı güçlendirmek için 1 haftalık yemek programı ve karın merkezli egzersizler içerdiğini görüyoruz.

Göbek düzleştirme operasyonu başlasın!

Ne olur, yiyin!
Tartının gösterdiği rakamın düşmesini istiyorsanız, yemeniz ve daha fazla olmak koşuluyla egzersiz yapmanız gerekir. Her gün kullandığınız kalorinin %10 ilâ 30’u, yediklerinizi sindirirken yakılır. Bu çok hoş! Çünkü yeme arzumuzu karşılarken, aslında kalorilerimizi yakıyoruz. Ancak tüm gıdalar, aynı şekilde yaratılmamıştır. Vücudunuz proteini sindirmek için (tüketilen 100 birimden yaklaşık 25’i yakılır) yağ ve karbonhidratları sindirmek için yaktığından (tüketilen 100 birimden yaklaşık 10-15’i yakılır) daha fazla kalori kullanır.

Abs Diet bu yüzden zayıf, sağlıklı protein ilavesi üzerine yoğunlaşmaktadır. Her şeyden makul bir şekilde yiyin; böylece daha fazla kalori yakarsınız. Protein, aynı zamanda kasları oluşturan besin maddesidir ve ne kadar çok kasınız olursa, metabolizmanız da o kadar güçlü olur ve gün boyunca o kadar çok kalori yakarsınız. Kilo alıp verirken, kaslarınızda mikroskobik yırtılmalar oluşur. Bu yırtıkları onarmak için vücudunuz, hasarı değerlendirmek ve kası onarmak amacıyla yeni proteinlere ihtiyaç duyar. Protein, yeni kas lifleri oluşturarak, orijinal hücre yapınızı güçlendirir.

Beslenme dünyasının bu harika çocuğu, sizin daha hızlı şekilde, daha tok hissetmenizi de sağlar. European Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanan bir çalışmada denekler dört çeşit karışımdan (%60 protein, %60 karbonhidrat, %60 yağ veya her üçünden eşit miktarda içeren bir karışım) birini içtiler. Sonra kendilerine öğle yemeği sunuldu. En az yemek yiyen grup, yüksek proteinli veya karışık besin maddeli karışımı seçenler oldu. Her iki karışım da aynı miktarda kalori içeriyordu, fakat protein katılımcıların daha tok hissetmesini ve daha az yemesini sağladı.

İyi haberler bununla da bitmiyor. Zayıf proteinler üzerine odaklanan bir yeme planının takip edilmesi, öncelikle vücudunuzun orta bölümündeki kilo kaybını hızlandıracaktır. Danimarka’da yapılan bir çalışmada araştırmacılar, 65 deneği %12 protein diyeti, %25 protein diyeti veya diyet içermeyen bir programa tabi tuttular. İlk iki grupta yaklaşık %30 düzeyinde olan kalori yüzdesinin, yağdan kaynaklandığı görüldü. Düşük proteinli diyeti uygulayanlar ortalama 4 kilodan daha fazla kilo kaybederken; yüksek proteinli diyeti uygulayanlar ise ortalama 7 kilo kaybetti ve düşük protein grubundan daha az kalori aldı. Daha şaşırtıcı olan istatistik ise ne kadar kilo verdikleri değil, hangi bölgeden kilo verdikleriydi. Yüksek proteinli diyet yapanlar, karın bölgesinde iki kat daha fazla yağ yaktı.

Muhtemelen bu diyete başlamak için sabırsızlanıyorsunuz. Plan basit: Aşağıdaki 6 ilkeye bağlı kalın ve burada anlatılan Abs Diet egzersizini takip edin. 2 haftada veya daha kısa sürede 4 kiloya kadar yağ –öncelikle göbek bölgesinden– yağ yakabilirsiniz.

1 Günlük öğünlerinizi 6’ya bölün
Anahtar sözcük: Enerjiyi dengeleyin. Yani ne kadar kalori aldığınızla, ne kadar kalori yaktığınızı kıyaslayın. Georgia State Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre; saatlik 300-500 kalori alımını ya da verimini dengelerseniz; kilo kaybetmeniz kolaylaşır ve kaslarınız daha fazla çalışır. Günde sadece 3 öğün yemek yerseniz, enerji dağılımını sağlıklı olarak dengelememiş olursunuz. Öğün aralarında kalori yakımı, kalori alımından daha fazla; öğün sırasında ise bu durum tam tersi haldedir. Bu sebeple öğünleri büyük tutmaktan ziyade; porsiyonlarınızı küçültün ve her 2-3 saatte, bir şeyler yiyin. Böylece hem kendinizi tatmin edebilir, hem de diyetinizi düzenli bir şekilde sürdürebilirsiniz.

2 Aşağıdaki 12 güç kaynağını programınızda es geçmeyin
Bu 12 güç kaynağı; proteinli ve lif özlü besinler ile yağ oluşumunu engelleyen gıdalar içermekle beraber; o kadar etkilidir ki düzenli olarak alındıklarında, daha sağlıklı ve formda bir vücuda sahip olmanızı destekler. Zorunda olmamakla birlikte, bütün öğün ve ara öğün yemeklerinizde bu 12 güç kaynağını esas tutarsanız, vücudunuzdaki değişim süreci hızlanır.

Şu basit püf noktalarına dikkat edin:
• Ana öğünlerinizde bu yapı taşlarından 2 ya da 3 tanesinin ya da en azından 1 tanesinin her ara öğününüzde bulunmasına özen gösterin.
• Protein, karbonhidrat ve yağ gibi yapı taşlarından yeterli miktarda edinmek için öğününüzü mineraller açısından çeşitlendirin.
• Her ara öğününüzün özellikle protein destekli olmasına özen gösterin.

Badem ve kabuklu yemişler
Kas oluşumunu destekleyip, açlık hissini yatıştırır. Obezite, kalp hastalıkları, kas kaybı, kırışıklık oluşumunu, kanser ve yüksek kan basıncını engellemeye yardımcı olur.

Baklagiller
Kas oluşumu ile yağ yakımını sağlamanın yanı sıra sindirim sistemini düzene sokar. obezite, bağırsak kanseri, kalp hastalıkları ve yüksek kan basıncına karşı savaşır.

Ispanak ve diğer yeşil sebzeler
Yaşlanmayı geciktirecek molekülleri harekete geçirir. Kanser, kalp hastalıkları, obezite ve kemik erimesine karşı etkili bir silahtır.

Süt ürünleri
Güçlü kemik oluşumunu sağlar ve kilo kaybını hızlandırır. Kemik erimesi, obezite, kanser ve yüksek kan basıncı riskini azaltır.

Yulaflı besinler
Enerji verir, kolesterolü düşürür ve kan şekeri değerlerinin normal bir seviyede tutulmasını sağlar. Kalp hastalıkları, obezite, bağırsak kanseri ve şeker hastalıklarını engellemede etkilidir.

Yumurta
Kas oluşumunu sağlayıp, yağ oluşumunu engeller. Obeziteye karşı savaşır.

Hindi ve diğer beyaz etler
Kas miktarını artırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Obezite ve çeşitli hastalıklara karşı savaşır.

Fıstık ezmesi
Testosteron ve kas miktarında ciddi bir artış sağlar. Yağ yakımını hızlandırır. Obezite, kas kaybı, kırışıklık oluşumu ve kardiyovasküler hastalıkların oluşumunu engellemeye yardımcı olur.

Zeytinyağı
Kolesterolün düşük bir seviyede tutulmasını ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Obezite, kanser, kalp hastalıkları ve yüksek kan basıncı riskini azaltır.

Buğday ekmeği ve mısır gevreği
Vücudun yağ depolamasını engeller. Kalp hastalıkları, kanser, obezite ve yüksek kan basıncı gibi problemlere karşı etkilidir.

Ekstra-protein tozu
Hızlı kas oluşumunu ile yağ yakımını sağlar. Aşırı şişmanlığı önler.

Çilek ve böğürtlenler
Kalbi korur, görme duyusunu geliştirir, vücut denge ve koordinasyonunu sağlar. Hafızayı güçlendirir ve açlık duygusunu geçiştirir. Kalp hastalıkları, kanser ve obeziteye karşı etkilidir.

3. Düzenli aralıklarla smoothie için
Smoothie’nin –süt, yağsız yoğurt, protein tozu, buz ve diğer güç kaynağı besinlerin karışımı- iyi bir öğün destekleyicisi ve etkili bir ara öğün olarak işlevi vardır. Hazırlaması çok kısa bir zaman almakla birlikte; içerdiği küçük ve sulu meyveler, tatlandırılmış whey protein (peynir suyu tozu) veya fıstık ezmesi şeker ihtiyacınızı giderirken, hafif gıdalar olmaları nedeniyle midenizde fazla yer kaplamazlar. İlk iş olarak elinize bir mikser alın ve 250 gramlık meyve parçacıklarını karıştırın. Kahvaltıda veya egzersiz öncesi ya da sonrasında smoothie içebilirsiniz.

4. Kalori hesaplamayı bırakın
12 güç kaynağı ve bunlara eş değerdeki besinleri tüketerek, aldığınız kaloriler bir anlamda kendiliğinden sayılacaktır. Bu besinler, sağlıklı ve tatmin edici oldukları gibi aynı zamanda enerji vericilerdir ki bu en çok geceleri dışarıdayken işinize yarar. Ayrıca, ekmek ya da fıstık ezmesi gibi kalorisi fazla olan yiyecekler üzerinde biraz limitli davranmak, akıllıca olacaktır. Diğer bir püf nokta ise kendinizi her yemek grubundan 1-2 porsiyon alarak sınırlandırmanız ve 1 öğün boyutunuzu toplamda 1 tabak çapı olarak belirlemenizdir.

5. Ne içip içmemeniz gerektiğini öğrenin
Alkolün sizi tehlikeye sokabileceği tonlarca yol mevcut. Alkol, sizi tok hissettirmeyeceği gibi açlık hissinizi de gidermez. Vücutta yağ yakımını sağlayan ve kas oluşumunu tetikleyen hormonların üretimini engelleyen alkol tüketimi, %36 oranında daha az kalori yakmanıza neden olarak, aldığınız besinlerdeki yağların vücudunuzda daha fazla depolanmasına yol açar. Eğer alkolden vazgeçemem diyorsanız, kendinizi haftalık 2-3 içkiyle sınırlandırın. Su, her ne kadar Miller kadar heyecan verici olmasa da günde en az 8 bardak su içmenin birçok yararı vardır. Mesela su, tatmin olmanızı sağlar çünkü çoğu zaman açlık diye nitelendirdiğimiz hisler, aslında susuzluğumuzdan kaynaklanır. Su ayrıca vücudumuzdaki dışkılardan kurtulmamıza yardımcı olurken; yararlı mineralleri kaslara ulaştırarak, metabolizmanızın işler bir şekilde çalışmasını sağlar. Çok su içme taraftarı değilseniz; yağsız süt, yeşil çay ya da soda da işe yarar.

6. Haftanın sadece 1 öğünü için bu 5 püf noktayı unutun
Eşinizi aldatmanızı ya da vergi kaçırmanızı asla savunmuyoruz, ama bu sefer haftalık rejim programınızın sadece 1 öğününü ekmenizi destekliyoruz. Bütün kalori hesaplarını bir yana bırakın ve kendinize yarım bir pizza ısmarlayın ya da bir Kit kat veya canınızın çektiği bir şeyin tadını çıkararak yiyin; tekrar programınıza dönmek üzere, bir süre oburluğun tadını çıkarın.

Sağlıklı nefesler

Biz insanlar günde yaklaşık olarak, 11 metreküplük nefes alıp veriyor ve bu eylemin %65’ini kapalı ortamlarda gerçekleştiriyoruz. Bu aslında çok da iyi bir haber değil; çünkü kapalı ortamlardaki hava, açık ortamlardaki havadan neredeyse %50 oranında daha kirli… Kirliliğin tüm suçu ise binaların yapım aşamasında kullanılan malzemelerden, yakıt tüketen cihazlardan ve temizlik sırasında kulladığımız ürünlerden kaynaklanıyor. Sıraladığımız bu faktörler zaman içinde astım, baş ağrısı, yorgunluk, kalp hastalıkları ve hatta kanser gibi ölümcül hastalıklara neden olabiliyor.

Sadece aldığınız nefes yüzünden başınıza kötü bir şeyin gelmemesi için siz de bu kötü çocuklardan bir an önce kurtulun ve daha rahat bir şekilde soluk alın!

İşte hayatınızı kurtaracak çözümler:

Hemen bir karbonmonoksit detektörü edinin
Karbonmonoksit, nitrojendioksit ve is gibi havada bulunan zerreler; ocak, şömine ve bacaların temiz tutulmamasından kaynaklanıyor. Karbonmonoksite az miktarlarda maruz kalındığında baş ağrısı ve mide bulantısı gibi rahatsızlıklar ortaya çıkarken; belli bir seviyenin üstündeki karbonmonoksit gazı öldürücü olabiliyor. Göz, burun ve boğaz bölgelerinde tahrişe neden olan nitrojendioksit ise akciğer dokularına zarar verebiliyor.

Önlem: Ocağı kullanırken havalandırmanın açık olduğuna emin olun. Detektördeki gösterge sarı renkte olduğunda; bu kirli hava salımınının fazla olduğunu gösterir. Böyle bir ibare ile karşılaştığınızda gaz şirketiyle irtibata geçin.

Phthalate asiti içermeyen ürünleri tercih edin
Deterjan, hava tazeleyicileri, plastik yer döşemeleri ve plastik duş perdelerinde bulunan phthalate isimli kimyasal madde, astım ve alerjiye neden oluyor.

Önlem: Kullandığınız ürünleri seçerken içerisinde bu maddenin olmamasına dikkat edin.

Temizliği, tozu kaldırmadan nemli bir bezle yapın
Günümüzde çoğu ürüne -yanma özelliğini azaltıcı- PBDE kimyasalları (Polybrominated Diphenyl Ethers) ekleniyor. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalara göre;  PBDE kimyaalları hücre yenilenmesini engeleyici yöne etki gösteriyor. Özellikle televizyon, bilgisayar ve mobilya gibi ürünlerin bu kimasalları içerdiği biliniyor.

Önlem: Bu kimyasallardan etkilenmeyi minimum düzeye indirgemek için temizliğin nemli bezler ile yapılması öneriliyor. Ayrıca sürekli gün ışığı gören elyaf yastıkların kılıflarının da değiştirilmesi tavsiye ediliyor.

Evinizde profesyonel kimyasal değerler ölçüm testi yaptırın
Radon kimyasalı, kokusuz ve kendiliğinden açığa çıkan radyoaktif bir bileşen olup; yerin altındaki uranyum parçacıklarının birbirinden ayrılması sonucu havaya karışıyor. Sigara kullanımı dışındaki en önemli akciğer kanseri nedeni olan bu gaz sebebi ile ABD’de yılda yaklaşık 20.000 kişi hayatını kaybediyor.

Oda sıcaklığında gaz haline gelen VOC kimyasalları (Volatile Organic Compounds) ise duvar boyalarında, temizlik ve ahşap koruyucu ürünleri ile kuru temizleme yapılan kıyafetlerde bulunuyor. VOC kimyasalları göz, burun ve boğaz bölgelerinde tahrişe yol açmanın yanı sıra ileri seviyelerde baş ağrısı, yorgunluk ve kansere kadar uzanabilen ciddi riskler içeriyor.

Önlem: Bu gazlardan korunmak için bileşiminde fazla güçlü kimyasallar içermeyen temizlik ürünlerini tercih edin ve evinize zararlı bileşenlerden arındırılmış duvar boyaları ile yer döşemeleri kullanın.

Ani kilo kayıbları

Hiç uğraş göstermeden kilo mu verdiniz? Öyleyse, bu durumu avantaj olarak kullanabilirsiniz. Nasıl mı? İşte bu sorunun cevabı da yazımızda…

Kilo kaybetmek, otomobilinizin anahtarını kaybetmek kadar kolay ve sık olup, uğraş gerektirmeseydi, her şey ne kadar güzel olurdu. Aslında diyet yapmak, aklınızın ucunda bile olmadığında; fazla kilolarınızın kendiliğinden yakılması, daha muhtemeldir. Yeni bir ilişkiye girmişseniz, soğuk algınlığına yakalanmışsanız ya da iş stresi altındaysanız, rejimden önce yapacağınız daha önemli işler var demektir. Bu tip durumlarda önce kaybedilen, genelde kastır ama ideal kilonuza ulaşmak için yaklaşık 5 kilogramlık bir kayıp, iyi bir başlangıç olabilir. Tabii ki sağlıksız zayıflama ya da verilen kiloların korunamaması gibi durumlar yerine; aynı kiloda kalmak ya da sağlıklı yollardan zayıflamak daha akıllıca olacaktır.

WH uzmanları tarafından onaylanan zayıflama yöntemleri:

Yeni bir aşk
Çok heyecanlı olduğunuzda, muntazam şekilde hazırlanmış bir akşam yemeği çok cazip olmayabilir. Beyin, aşırı heyecan ve gerginlik duyguları sonucunda, adrenalin gibi hormonlar salgılar ve bu da hayalini kurduğunuz dakikaların istediğiniz gibi olmasına engel olabilir. Yapılan araştırmalar, sevgilinizle geçirdiğiniz zamanlarda yemek yeme ihtiyacınızın daha çok hissedildiğini gösteriyor. Bekâr kadınlara oranla yeni evli kadınların, 5 yılda yaklaşık olarak 10 kilogram daha fazla aldıkları düşünülürse; obezite riskinin, hayat tarzınıza bağlı olduğu açıkça gözlemlenebilir.

Buna dikkat!
Sevgiliniz önüne gelen her şeyi yiyip, hâlâ formunu koruyor olabilir ama bir erkeğin bir kadına oranla günde 600 kalori daha fazla yaktığını hesaba katarak, sizin de aynı şeyi uygulayabileceğinizi sanmayın. Buluşmalarınız genelde yemek masası ekseninde dönüyorsa, sırf oturarak iletişim kurmak yerine; aktivitelerinize yüzme, yürüyüş, bisiklet sürme ya da spor salonuna gitme gibi programlar da ekleyebilirsiniz. Başka biriyle egzersiz yaparak vakit geçirmek, en azından 1-2 beden incelmenizi sağlayacaktır.

“Erkek arkadaşımla çıkmaya başladıktan sonraki 1 ay içerisinde, yaklaşık olarak 5 kilogram verdim. Bu hiçbir diyet programı uygulamadan elde ettiğim en iyi sonuç!”
İrem Atacan, 30, Fotoğrafçı, İstanbul

Grip
Hasta bir şekilde geçirdiğiniz fena bir haftadan sonra iş arkadaşlarınızın daha fit vücudunuz hakkındaki yorumları muhtemelen çok hoşunuza gidecektir ama dolabınızı baştan aşağı değiştirmek için acele etmeyin. Hastalıktan kaynaklanan geçici kilo kaybına aldanıp, yemek yemeyerek verdiğiniz kiloların çok büyük bir kısmını geri alacağınızı aklınızdan çıkarmayın. Örneğin, hastayken yaptığınız tek egzersiz, yatak ile tuvalet arasında gidip-gelme olacağından, kaslarınız yavaş yavaş küçülmeye başlayacaktır. Amerikan Tıp Birliği’nin yaptığı araştırmalara göre; 2 haftalık bir egzersiz kesintisi bile, kasların azalıp, bel çevresinde yağların toplanmasına yeterli oluyor.

Buna dikkat!
Spor salonunun yolunu tutma zamanı! Vücudunuzdaki kas miktarı ile yakacağınız günlük kalori miktarı doğru orantılı olup; bu oran, bir süreliğine spordan uzak kalsanız bile azalmaz. Şunu da unutmayın ki yarım kiloluk kas kütlesi, yarım kiloluk yağ kütlesinden çok daha az yer kaplar. Bu farkı tartılırken hissetmeseniz bile, vücudunuzdaki değişikliği aynada gözlemleyebilirsiniz. En azından %80 oranında daha sağlıklı hissedip, doktorunuzdan yeşil ışık alana kadar bekleyin ve daha sonra ideal kilonuza ulaşmak için zayıflama programınızı uygulayın. Vücudunuzdaki ana kasları çalıştırmak ve ortaya çıkarmak için kaldırabileceğiniz en büyük ağırlıklarla 12–15 tekrardan oluşan 3’er setler uygulamaya çalışın. İki önemli kas grubu için iki farklı hareket uygulayın: Üst bacak için çeşitli yönlere yapılan bacak egzersizlerini; göğüs için ise şınav ve ağırlıklarla yapılan egzersizleri uygulayın. Ayrıca Pensilvanya State Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre; yemek öncesi içilen çorba, yemek boyunca aldığınız toplam kalorinin %20’sini indirgemenizi sağlıyor. Bunu da dikkate alarak, her yemek öncesi 100-150 kalori değerindeki herhangi bir çorbayı öğününüze ekleyin.

“2 hafta boyunca tek tip bir diyet uyguladım ve bu süre içerisinde 5 kilogram verdim. İştahımı dizginlediğimde, kilomun da otomatik olarak düştüğünü gördüm!
Burcu Karahan 29, Yatırım Uzmanı, Ankara

Stres
Çok yoğun olduğunuz dönemlerde, stresin de etkisiyle, dikkatinizi daha çok iştahınıza verirsiniz. Üzerinizdeki birikmiş stresi atmak için yoga yaptığınızda ya da masaj ile terapi gördüğünüzde; bütün yorgunluğunuzdan arınmakla beraber; iştahınızın da aynı oranda artmış olduğunu fark edeceksiniz. Bu durumda önceden yaktığınız kalorileri geri almamak zor olacak… Çünkü kilo vermek için yaşamınıza; öğün atlamak ve öğlen yemeğinde -sadece enerji vermesi için- şekerleme yiyip, kahve içmek gibi birkaç kötü alışkanlık sokmuştunuz.

Buna dikkat!
Son zamanlarda iştahınız biraz açık olduğundan, büyük bir ihtimalle mutfak dolaplarınız şu an boş… Bu durumu avantaja çevirin ve mutfağınızı; buğday özlü besinler, meyve-sebzeler, yağsız süt mamulleri, baklagiller, beyaz et gibi vücudunuz için besleyici gıdalar ile doldurun. Acıktığınızda cips paketlerine saldırmaktansa, sizin için yararlı olan besinler tüketin ve diyetinize yatırım yapın. Kontrolden çıkmamak için bu beslenme planını uygulamak, size büyük bir kolaylık sağlayacaktır: Meyve, sebze, buğday ve protein için ayrı ayrı sütunlar oluşturun ve her gün yediklerinizin karşısına bir tik atın, daha sonra hesaplayın. Ortalama seviyede hareket eden bir kadının, günde 30-60 dakika egzersiz yaptığı takdirde, alması gereken günlük ideal miktarlar, 2 kâse meyve, 3 kâse sebze, 200 gram buğday, 3 porsiyon süt ürünü ve 180 gram protein olacaktır. Bu değerlere ne kadar yaklaşırsanız, sağlıklı ve formda olmanız o kadar garanti olacaktır.

“1 ay içinde işimi bıraktım, evlendim, Bursa’dan İstanbul’a taşındım ve hukuk fakültesine başladım. Bu karmaşa içinde o 4 kiloyu nasıl verdim ben de anlamadım!“
Esra Yüksel, 26, Hukuk Öğrencisi, İstanbul

Genel bir değişiklik
Bir süreliğine ülke değiştirmek, bel çevreniz için süper bir fikir! Birazcık gezinmek, kötü beslenme alışkanlıklarınızdan bir süre uzak kalmanızı ve her gün işe giderken gördüğünüz ve içinizin gittiği abur cuburları aklınızdan çıkarmanızı sağlayacaktır.

Buna dikkat!
Romalılar gibi yaşamak için Roma’da olmanıza gerek yok. Tatiliniz sona erdiğinde, sağlıklı tatil alışkanlıklarını bir şekilde rutin hayatınıza adapte edin. Örneğin, yurtdışındayken muntazam bir yemek için fazla vaktiniz olmayacağı ya da bunun fazla pahalıya mâl olacağı için gününüzü atıştırmalarla geçirirsiniz. Metabolizmanızı çalışır halde tutmak için her 3-4 saatte bir, 300-400 kalorilik mini öğünler yeme alışkanlığı edinin. Mesela, İtalya’da koyu espresso içiyorsanız, her zaman içtiğiniz 360 kalorilik vanilya latte yerine; tek shot’luk espresso’yu tercih edin. Mutfak kültürleri düşük kalorili besinler üzerine kurulu olan kültürlerin, yemek kitaplarını edinmek de çok faydalı olabilir. Alışverişe gittiğinizde de tatilde yediğiniz besinleri bulmaya çalışın. Böylece tatil boyunca formda tuttuğunuz vücudunuzu, bütün 1 yıl boyunca korumuş olursunuz.

“1 yıllığına Japonya’da yaşadım ve beslenme programım daha çok balık, sebze ve yeşil çaydan oluşuyordu. 3 ay içinde yaklaşık 5 kilo verdim!“
Figen Solmaz, 24, Hostes, İstanbul

Kortizol hakkında bilgi

İşte stres hormonu denilen kortizol hakkında söylenen basmakalıp sözler: “Kortizol, tehdit altındayken; vücudunuzun bir sapan gibi dışarı fırlattığı şeydir.”  “Stres anındayken beynimiz şu komutu verir: Savaş ya da kaç!” “Çok fazla kortizol salınımı; kilo alımı, depresyon ve yüksek kan basıncına neden olur. Bu üçünü de seven kimse yoktur.”

Bu basmakalıp sözleri bir kenara bırakıp, tıptaki yeni gelişmelere bakacak olursak… Son dönemde yapılan çalışmalar, ansızın gelen stresin; çok az derecede kortizol hormonu salgılayıp, enerjiyi dengelemeye yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmalara göre düşük seviyedeki kortizol hormonu, kronik yorgunluk sendromu ile fibromiyalji ile bağlantılı… Bu arada fibromiyalji, özellikle kadınlarda görülen; sırt, boyun, omuzlar ve kalçalarda belirgin olmak üzere yaygın kas-eklem ağrısı ile yorgunluk, sabah tutukluğu ile karakterize olan kronik bir kas iskelet sistemi hastalığı… İşin ilginç yanı şu ki en sağlıklı kadınlar bile bundan etkilenebilir. Yani düşük seviyedeki kortizol hormonu salgılayan kadınlar daha fazla risk altında olabilir. 195 genç kadın üzerinde yapılan araştırma da bunu doğruluyor. Bu araştırmaya göre; sabahları düşük kortizol değerlerine sahip olan kadınlar, kendilerini daha yorgun hissediyor.

Kortizol takviyesi alan kişiler üzerine Hollanda’daki Leiden Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar ise kortizol alan kadınların daha sağlıklı ancak daha uykulu olacağını öne sürüyor. 27 Hollandalı kadın üzerinde yapılan araştırmada, deneklere -sağlıklı bir kadının ürettiği- ortalama 35 miligramlık kortizol verildiğinde; kadınların plasebo aldıkları zamankinden daha dinç oldukları görüldü. Mutlu olmak için takviye ürün kullanımı çözüm değil tabii ki… Ancak Leiden Üniversitesi’nde çalışmayı yürüten Prof. Dr. Mattie Tops, ‘kortizol’un bağışıklık sistemine engel olduğunu belirterek, düşük kortizol seviyesinin suçlamadan önce bir kez daha düşünmemiz gerektiğini söylüyor.

SPA tüyoları

New York’taki ‘Emerson Resort and Spa’nın Yöneticisi Susan Keene, masajdan önce cilt bakımını için zaman ayırmanın oldukça faydalı olduğunu dile getiriyor.

1 ya da 2 gününüzü rahatlamaya ayırın
Spa-Addicts.com Yöneticisi Mary Blackmon, rutin olarak devam eden stresli yaşantımızdan uzaklaşmamızı tavsiye ederek şunları söylüyor: “Cildinizin de rahatlamaya ihtiyacı var, bu nedenle ilk olarak cilt bakımızı yapmanızı öneriyorum. Kuru olan cildinizi, uygun olan kremle nemlendirmekle işe başlayabilirsiniz.”

Su tedavisine geçiş
Kaliteli bir şekilde, biraz gevşemek için bir SPA merkezine gitmek size pahalıya mâl olabilir. ABD Arizona Tucson eyaletinde SPA Yöneticiliği yapan Karen Shawn, bu çok maliyetli yöntem yerine saunaya gidebileceğimizi ya da evimizdeki küveti, sıcak suyla doldurabileceğimizi söylüyor.

Şimdi tam vakti
ABD Meksika’daki Rancho La Puerta’nın Halkla İlişkiler Uzmanı Roma Maxwell, masaj için en iyi zamanın; sabah antrenmanından sonra ya da öğlen koşuşturmasından sonra olduğunu açıklıyor.